28 Şub 2025
Saraybosna Mevlevihanesi
Osmanlı’dan Sonra Eski Yugoslavya Topraklarındaki Mevlevîhanelerin Durumu
Mevlevîlik, on beşinci asrın sonuna doğru, Balkan coğrafyasında Osmanlı iktidarının
artık sağlam bir zemine oturtulduğu döneme paralel olarak prensipleriyle, ibadet ve ritüelleri
ile, teori ve pratik yönünden kuruluşunu gerçekleştirmiştir. Mevlana Celaleddin Rumi’nin
Konya'daki halifelerinin faaliyetleri neticesinde, bütün Osmanlı Devleti ve İslam aleminin
diğer bölgelerinde tekke ve zaviyeler açılmıştır. Böylece Anadolu ve Rumeli kasabalarında
kurulan Mevlevî tekkeleri ile Konya'daki merkez asitâne ile organik bir bağ oluşturulmuştur.
On beşinci asrın ortalarında, Saraybosna'daki Mevlevî tekkesinin açılmasıyla, Bosna-Hersek
bölgesi de Mevlevîlik dairesine girmiş sayılmaktadır. Tarihi kaynaklara göre, Osmanlı
Devleti’nin siyasi olarak Balkan coğrafyasından çekilmesi ile Yugoslavya devletinin
kurulduğu bölgede yer alan; Saraybosna, Belgrad, Üsküp, Mostar, Konjic (Belgradcık), İpek
ve Niş gibi büyük kentlerde Mevlevîhaneler bulunmaktaydı.
İlk dönemlerde kişiler tarafından kurulan Mevlevîhaneler daha sonra devlet
adamlarının destekleri ile kurulmuştur. Böylece Osmanlı-Balkan coğrafyasının birçok
şehrinde Mevlevîhaneler tesis edilebilmiştir. Üsküp, Saraybosna, Kosova-İpek gibi şehirlerde
kurulan Mevlevîhaneler bulundukları şehirlerin yüzyıllarca kültür ve sanat merkezi olmuşlar,
fakat Osmanlı yönetiminin bölgeden çekilmesi ile birlikte gerek kurumsal olarak gerek sosyal
ve kültürel olarak işlevlerini yitirerek tarihin tozlu raflarındaki yerlerini almışlardır. Bu
Mevlevîhanelerin dışında; Mostar, Belgrad, Niş, Manastır, Konjic gibi şehirlerde de Mevlevî
zaviyeleri olduğu bilinmektedir. Fakat bunlar daha 19. yüzyıla intikal edemeden yok
olmuştur.
Osmanlı yönetiminin Balkanlarda sona ermesinden sonra bölge, defalarca yeni
devletler arasında pay edilmiş, günümüzdeki siyasi hâlini alması için uzun ve meşakkatli bir
süreç gerekmiştir. Bölgede Osmanlı’dan sonra hüküm süren her devlet (Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu, Sloven Krallığı, Sırp ve Bulgar Prenslikleri, Sosyalist Yugoslavya Federal
Devleti vb.) kendi anayasasına göre tekkelere de müdahale etmiş, bunun üzerine kimi yapılar
ayakta kalabilmişken kimi yapılar yok olup gitmiştir. Mevlevîhaneler de bu durumdan
nasibini maalesef ki en fazla alan yapıların içindedir. Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesi
ile büyük bir yıkılış ve yok oluş sürecine giren Mevlevîhanelerin özellikle eski Sosyalist
Yugoslavya ülkelerinde ne gibi serencamlar yaşadıklarına tek tek göz atacağız.
Üsküp Mevlevîhanesi
Üsküp Mevlevîhanesi’nin, vakfiyesinde bizzat Mevlevî zaviyesi olduğu belirtilerek
Gazi İsa Bey tarafından (1463-69) kurulduğu bilgisi mevcuttur. Evliya Çelebi’nin
Seyahatname’de verdiği bilgiye göre önceden bir paşanın konağı olan bir ev Melek Ahmet
Paşa’nın emri ile Mevlevî tekkesine dönüştürülmüştür. İlk kurulan zaviye ile sonradan
Zeynel Abidin Bey’in konağının Mevlevî tekkesine dönüştürülmesi arasında ne gibi bir bağ
olduğu hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Semahane ile birlikte fevkani bir tekke binasının
olduğu kaynaklarda zikredildiğinden bu iki yapının aynı muhitte yer aldığı veya külliyeye
dönüştürüldüğünü tahmin edebilmekteyiz. Zincirli Tekke diye meşhur olan bu tekke
Üsküp’ün Çayır semtinde yer almaktaydı. Sultan Reşat’ın Üsküp’ü ziyaret ettiği sene (1909)
sultanın emri ile semahane ve tekke binası elden geçirilerek muntazam hâle getirilmiştir.
Fakat Balkan savaşlarında ve daha sonrasında Bulgarların istilasında ciddi tahribat görmüş,
semahane ayin icra edilemeyecek duruma gelmiştir.
Dergâh küşad edildiğinden beri her hafta cuma günleri icra-i ayin edilmiştir.
Bulgarların Üsküp’ü istilasına kadar bu şekilde devam edilip, istiladan sonra birçok tahribat
gördüğü için mutrib-i ahvalı dağılmıştır. Bu zaman zarfında dergâhın postnişini Şeyh Ali
Efendi idi. Daha sonra oğlu Hakkı Efendi’yi türbedar tayin etmiştir. 1954 senesinde
Sosyalist Yugoslavya hükümetinin aldığı kararla Makedonya’da yer alan tekkeler
kapatıldığından, bu tarihte postta olan Hakkı Dede’nin tekkede yer alan büyük levhaları,
yazma eserleri, birçok değerli eşyayı mezarlığa gömerek İstanbul’a göç ettiğini 1977 tarihinde
Hisar Dergisinde Münevver Ayaşlı’nın Abdullah Uçman’a verdiği röportajdan
öğrenmekteyiz. Münevver Ayaşlı bu röportajda Üsküp Mevlevîhanesi hakkında Hakkı
Dede’den dinlediklerini şu şekilde nakletmiştir:
“…Üsküp Mevlevîhanesi Balkanlarda Rumeli’de mevcut olan zannedersem
Selanik’ten de daha büyük bir Mevlevî dergâhıydı. On iki hektar arazisi varmış ve dervişân
burada yiyeceklerini ekiyorlar, biçiyorlar, hemen hemen dışarıdan hiçbir şey almaya ihtiyaç
göstermeden geçiniyorlarmış. Yani dışarıdan aldıkları gaz, sabun gibi toprakla münasebeti
olmayan lüzumlu eşya. Arazide ekip biçtikleri gibi, pek çok da hayvanları var ve süt, yoğurt,
hepsi dergâhın bu on iki hektarlık arazisinden çıkıyor. Ve gayet yüksek duvarlarla çevrili
imiş. 10-12 çoban köpeği yahut kurt köpeği bu dergâhı muhafaza edermiş. Sırplar yani
Yugoslavlar önceleri gayet hürmetkâr davranırlarmış. “Gospodin şeyh, Mösyö şeyh, bay
şeyh” diye hitap ederler ve kendisini sayarlarmış. Fakat 1954 senesinde çıkan bir kanunla
Yugoslavya’daki tekkeler kapanınca şeyh Hakkı Efendi de anavatan Türkiye’ye yani
İstanbul’a hicret etmiş. Dergâhın bu büyük arazisi içinde Mevlevî mezarlı varmış. Mevlevîler
buraya “Hamuşân” yani susanlar dermiş. Hakkı Dede İstanbul’a yanında nakledemeyeceği
büyük levhaları, el yazmalarını, güzel ve büyük her türlü eşyayı göç etmeden önce mezarlığa
gömmüş. Belki pirinç, bakır eşyalar o kadar zarar görmez ama o nefis güzel yazıların da
çürüdüğü muhakkaktır…”
Daha sonra Hakkı Dede 1978 senesinde İstanbul’da bir trafik kazasında vefat etmiştir.
Üsküp Mevlevîhanesi ise 1955 senesinde Çayır semtine giden yeni yol çalışması bahane
edilerek yıktırılmış ve yok edilmiştir. Bu gün yerinde Riliya isimli bir okul yer almaktadır.
Saraybosna Mevlevîhanesi
Saraybosna Mevlevîhanesi, Bosna’nın fethi ile Gazi İsa Bey’in vakıf eseri olarak
Bentbaşı denilen mevkide yolcuların konaklayabileceği ve karınlarını doyurabileceği bir
zaviye olarak kurulmuştur. Yüzyıllar içerisinde burası büyük bir Mevlevîhane külliyesine
dönüşmüştür ki Evliya Çelebi de burayı ziyaret etmiş ve mekân hakkında çok önemli bilgileri
seyahatnamesinde paylaşmıştır. Saraybosna Mevlevîhanesi Bosna Hersek kültür hayatında
çok önemli bir konumdadır. Yüzyıllar içerisinde çok büyük insanlar yetiştirmiştir. Tarih
içerisinde Milyacka Nehri’nin taşması, Habsburgların Zenta Savaşı sonrası şehri işgali,
Avusturya-Macaristan ilhakından sonra ve nihayet Yugoslavya döneminde birçok tahribata
uğramıştır.
Tekkenin son şeyhi Şeyh Ruhi Efendi 1924 yılında vefat edince oğlu Şeyh Fikri
Efendi tekkenin şeyhi olması gerekirken dönemin yönetimi buna izin vermez, bir müddet
Üsküp’e giden Şeyh Fikri, gerekli eğitimini alarak tekrar Saraybosna’ya döner. Bu sefer
tekkede şeyhlik yapmaya ve mürit toplamaya başlayan Fikri Efendi yine bazı baskılara maruz
kaldığı için 1937 senesinde yurtdışına gitmek zorunda kalmıştır. 1952 senesine kadar tekke
faaliyetine bazı şahısların himayesinde devam etmiştir. Yugoslavya Müslümanlarının reisi
Cemaluddin Çauşeviç Mesnevi sohbetlerini bir müddet burada yapmıştır. 1952 yılında her
türlü engelleme girişimine rağmen Gazi İsa Bey Mevlevîhanesi Yugoslavya hükümeti
tarafından yıktırılarak üzerinden bugün Saraybosna-Belgrad yolu geçmektedir. Fakat tüm
Balkanlardaki Mevlevîhaneler içerisinde ihya edilen tek Mevlevihane Saraybosna
Mevlevîhanesi’dir. 2011 yılında Saraybosna Stari Grad Belediyesi, Konya Selçuklu
Belediyesi ile kardeş belediye protokolü ve TİKA’nın desteği ile aynı yerde olmasa da Aliya
İzetbegoviç’in kabrinin hemen üst tarafında, Sarı Tabya’nın altında yeniden inşa ve ihya
edilmiş, 2013 senesinde de açılışı yapılmıştır. Bugün bu yapı Hacı Muyaga Merhemiç Vakfı
Bosna Hersek Mevlana Araştırmaları Merkezi olarak kullanılmakta, Mesnevihan Hacı Halid
Efendi Hacımuliç’in vekili Mesnevihan Hafız Mehmed Karahociç tarafından Çarşamba
akşamları Mesnevî sohbetleri yapılmaktadır. Bu halkaya Bosna Hersek’in her şehrinden
özellikle Saraybosna’dan geniş bir muhit katılmaktadır.
Kosova’da Mevlevîlik
Kosova’da XIX. yüzyılın sonlarına kadar Prizren, Yakova ve İpek’te Mevlevî
zaviyelerinin var olduğu tasavvuf çevreleri tarafından bilinmektedir. Osmanlı sonrası
dönemde Prizren’deki zaviye Halvetî-Ramazanî tekkesine devredilmiş ve bir müddet tekke
olarak faaliyet göstermiştir. Fakat Yakova’da yer alan Mevlevî zaviyesindedeki faaliyetler
1955 yılına kadar bir evde devam etmiştir.
Günümüzde Makedonya ve Kosova’da Mevlevî tarikatının herhangi bir tekkesi ve
zaviyesi bulunmamaktadır. Fakat halkın genel anlamda Hazreti Mevlana’ya ve onun eseri
Mesnevî’ye, Mevlevîliğe temayülü vardır. Bu etkiyi entelektüel boyutta birçok alanda
görmekteyiz.
İpek Mevlevîhanesi
İpek Mevlevihanesi bugünkü İpek şehrinin merkezinde bulunuyormuş. 1865 yılında
İstanbul Yenikapı Mevlevîhanesi’nin şeyhi olan Şeyh Ali Efendi, İpek Mevlevîhanesi şeyhi
olan Şeyh İsmail Efendi ile aynı aileye mensuplarmış. 1912 de şehri işgal eden Karadağlılar
tarafından Mevlevîhane yerle bir edilmiş ve bir daha da toparlanamamıştır. Ancak İpekli
Mevleviler bu trajik olaydan sonrada Mevlevî Şeyhi İsmail tarafından yeniden örgütlenip
şeyhe ait evin bir odasında Mesnevî okumaya devam etmişler fakat eskisi gibi Sema
yapamamışlardır. Ancak daha sonra Şeyh İsmail Efendi Konya’ya göç ederek orada vefat
etmiştir. Bu gün İpek şehrinde Mevlevîlere ait ne bir dergâh ne bir derviş ne de bir türbe
bulunmamaktadır. Mevlevî derviş ve şeyhlerine ait birkaç kabirden oluşan küçük bir
mezarlıktan ve son şeyhin akrabası İpekli bir aileden başka hiçbir kalıntı bulunmamaktadır.
Mevlevîlere ait olan mezarlar bile yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Sırbistan’da Mevlevîlik
Abdülbaki Gölpınarlı’nın verdiği bilgiye göre Belgrad ve Niş’te birer Mevlevî
zaviyesi bulunmaktaydı. Bu bilgiyi Alexandre Popoviç de doğrulamış ve Osmanlı döneminde
Belgrad ve Niş’te birer Mevlevîhane olduğunu belirtmiştir. Belgrad’da yer alan Mevlevî
Tekkesi’nin kalenin üzerinde yer aldığı belirtilmiştir. XIX. yüzyılda (1814-18) başlayan Sırp
isyanları nedeniyle Müslümanlar Sırbistan’dan çekilmiş, böylece tüm dini yapılar gibi
Mevlevî tekkeleri de tahrip edilmiştir. Dolayısıyla Mevlevîlik bu topraklarda son bulmuştur.
Makedonya’da Mevlevîlik
Makedonya’da XVIII. ve XIX. yüzyılda Manastır, İştip, Köprülü, Kriva Palanka ve
Üsküp şehirlerinde birer Mevlevî zaviyesinin faaliyet gösterdiği kaynaklarda belirtilmiştir.
1818-21 yılları arasında Manastır’dan geçen Alman bir seyyahın verdiği bilgiye göre bu
tarihlerde Manastır’da bir evde bir sema ayinine katılmıştır. Kaynaklarda; Mevlevî
zaviyelerinde daha çok halkın eğitim seviyesi yüksek zümrelerinin katıldığı Mesnevî
derslerinin yapıldığı, bunun yanında Mevlevîliğin simgesi semanın ise sadece Üsküp
Mevlevîhanesi’nde yapıldığı belirtilmektedir.
* Bu makale (8-9 Aralık) 2022 yılında Konya Karatay Üniversitesi’nin düzenlediği 2.
Uluslararası Mevlâna Düşüncesinde Beşeri Münasebetler Sempozyumu’nda bildiri olarak
sunulmuştur.
Kaynakça
Çehayiç, Cemal. “Bosna Hersek’te Mevlevîler”. Tasavvuf Kitabı, Kitabevi Yayınları,
İstanbul, 2003.
Çoliç, Ljiljana. Derviski Redovi Muslumanski Tekije u Skoplju. Beogradu: Filoloski
Fakultet U Beogradu, 1995.
Hafız, Nimetullah. Eski Yugoslavya’da Mevlana ve Mevlevîlik. (Kültür Evreni Dergisi
sayı 2, 2010)
Hafız, Nimetullah. Yugoslavya’da Mevlevî Tekkeleri. Çevren Dergisi Sayı 20, Aralık
1978.
İzeti, Metin. Balkanlarda Tasavvuf. İstanbul: İnsan Yayınları, Birinci Baskı, 2013.
Kotle, Taner. İpek Şehri ve Türkleri. 2010.
https://www.turansam.org/makale.php?id=1841
Küçük, Sezai. Mevleviliğin Son Yüzyılı. İstanbul: Vefa Yayıncılık, Birinci Baskı, 2007.
Ösen, Serdar. “Balkanlarda Mevleviliğin Yayılması ve Kurulan Mevlevîhaneler”. Yeni
Türkiye 67/2015, 1799-1813.
Uçman, Abdullah. Münevver Ayaşlı İle Bir Konuşma II. Hisar Aylık Fikir ve Sanat
Dergisi, Sayı 164, s. 22-23, Ağustos 1977.